Kanun’un 1. maddesine göre, “Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dâhilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmaya mecburdurlar”.…
Kanun’un 2. maddesinde ise “Ecnebi şirket ve müesseseler için bu mecburiyet Türk müessesatı ile ve Türkiye tebaasından olan efrat ile muhabere, muamele ve temaslarına ve devair ve memurini Devletten birine ibraz mecburiyetinde bulundukları evrak ve defterlerine hasredilmiş”…
Kanun, 4. maddesinde, birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen şartları taşımayan…
Görüldüğü üzere, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun’un dili…
805 sayılı Kanun’un Arap harfleriyle yazılı olan gerekçe metninin(3)…
“İnsanların hayat ve işlerinin genelinde dilin etkisinin büyük olduğunu belirtmeye gerek bile yoktur. Bütün medenî memleketlerde ülkede yaşayan kişiler arasında millî dilin konuşulması genel bir kural hâline geldiği, özellikle resmî işlerde kullanılması mecburiyeti olduğu halde, bizde geçmişin gaflet ve kayıtsızlığı sebebiyle dil ihmal edilmiş, ülkede yaşayan yabancı kişi ve kuruluşlar bir yana, Türk toplumuna dâhil şahıs ve kurumlar bile Türkçe’den başka dilleri kullanmayı alışkanlık hâline getirmişlerdir. Bunun sonucu olarak, ticaret alanında millî kültür duraklamaya maruz kalmış, millî prensiplere dayanan öğrenim sistemi dolayısıyla yeterli derecede dil bilmeyen Türkler de kendi ülkelerinde iş bulamamışlar, ticaret hayatında ikinci, üçüncü derece konumlarda kalmışlardır. Meşrutiyet’in ilanından sonra dil birliğini kurmak üzere oluşan eğilimin etkisiyle 10 Mart 1326 / 23 Mart 1911 tarihinde bir kanun çıkartılmışsa da, bilinen engeller, Birinci Dünya Savaşı felâketi, ülkenin o zamanki bünyesi ve kanunun zayıf uygulanma kabiliyetinden mahrum olması ilmî bir yarar elde edilmesine engel olmuştur. (Ankara’da) Millî hükümetin kurulmasından sonra, bu kanunu desteklemek üzere hazırlanan 4 Kanunısani 1339 / 4 Ocak 1923 tarihli genelge de esaslı bir sonuç sağlamamıştır. …
Bugün ülkede bu alanda genel uyanış ve gelişme arzularıyla tamamen aksi istikamette güçlenen bir durum mevcuttur. Bunun çalışma hayatının çeşitli alanlarında işçi ve uzmana ihtiyacımızın bulunduğu bu dönemde çözülmesi gerekmektedir. Ekli kanun tasarısı bu noktadan, geçmişe ve geleceğe dayalı uzun tecrübe ve inceleme döneminin ürünü olmak üzere hazırlanmış ve belirlenmiş, kelime ve cümleleri üzerinde ve olaylara uygulanması şekli üzerinde çok çalışılmıştır. …
Bu tasarı üç kısımdan oluşmaktadır: Birincisi: Türkiye’de çalışan Türk tabiiyetindeki müesseselerin mutlak surette Türk Dili kullanmaları mecburi hale getirilmiştir. İkincisi yabancı müesseseler: Bunlarda Türkçe mecburiyeti,…
Yukarıda aynen alıntılanan Kanun gerekçesi, henüz yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nde…
Oysa Kanun’un çıkarıldığı dönemde var olan yabancı dilin ülke içi ticarete ve iktisadi…