Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin bir kararına konu olayda, “… Taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinde davacının görevinin müşteri temsilcisi olarak belirtildiği, sözleşmenin 9. maddesinde, işçinin işverene ait bilgi ve belgeleri, meslek sırlarını, müşteri portföyünü kullanarak, işverenin müşteri çevresini kendisine veya gerçek ve tüzel kişilere yönlendiremeyeceği, gizlilik ve rekabet yasağına aykırı hareket etmesi halinde işverene cezai şart olarak 100.000,00 TL ödemekle yükümlü olacağının düzenlendiği, sadakat borcunun karşılıklı edim içeren bir yükümlülük olmadığı, dolayısıyla bu hükmün geçerli olduğu, davalının yeni işe başladığı aynı alanda faaliyet gösteren işyerine gelmeleri hususunda müşterilere “Ben … tıp merkezinden …. çalıştığım işyerinden ayrılmış bulunmaktayım. Bundan sonraki çalışma adresim …. siz değerli müşterilerimi de yanımda görmekten gurur duyarım. …
Yargıtay’ın bir kararına göre de, “... Davalı işçi ile iş ilişkisinin kurulduğu 26.2.2002 tarihinde taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde, işçinin müfettiş yardımcısı olarak görev yaptığı belirtilmiş ve davacı işçinin teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden konumu sebebiyle asgari dört yıl süreyle çalışması şartı öngörülmüştür. İşçinin dört yıllık süre dolmadan ayrılması halinde diğer bankalar ile finans sektöründe faaliyet gösteren mali kuruluşlarda çalışmayacağı taahhüt edilmiş, bu süre iki yıl ile sınırlandırılmış ve Marmara, Ege ve İç Anadolu kapsamına giren illerde geçerli olduğu hükme bağlanmıştır. ... Somut olayda işyerinde müfettiş yardımcısı olarak çalışan davalının müşterileri tanıma, iş sırrına vakıf olma ve en nihayet işverenin hissolunacak bir zararına neden olabilmesi yönlerinden gerekli inceleme yapılmamıştır. ... Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”
Diğer bir karara konu somut olayda, “…taraflar arasında TBK 444. vd. maddelerine uygun rekabet yasağı sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı işçinin davacı şirkette 02.08.2010 tarihinde akdedilen yazılı iş sözleşmesi ile satış temsilcisi olarak işe başladığı, taraflar arasında 02.08.2010 tarihli iş sözleşmesinin eki olarak düzenlenmiş aynı tarihli Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Sözleşmesinin 1. maddesi ile davalının gerek iş sözleşmesinin devamı sırasında ve gerekse iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işverenle ve işle ilgili mesleki sır ve gizli belgeleri kendi kişisel amaçları veya herhangi bir başka kişi, şirket, kurum veya kuruluşun çıkarları için kullanmayacağını ve/veya herhangi bir kişi, şirket ve kuruluşa ifşa etmeyeceğini beyan ve taahhüt ettiği ve sözleşmenin 2. maddesinde de, davalının iş akdinin devam ettiği dönemde veya iş akdi sona erdikten sonra yukarıda belirtilen sır saklamaya ilişkin yükümlülüklerini herhangi bir şekilde ihlal ettiği takdirde işverenin haklı …
Yargıtay kararına konu diğer bir olayda, “…Rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olan davada işverenin bir zarar gördüğünü değil, zarar görme tehlikesinin varlığını kanıtlaması yeterli olduğu halde, mahkemece davacının davalı işçinin yeni işine başlaması nedeniyle zarara uğradığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı ise de, davacı ile davalı arasındaki 15.04.2011 tarihli belirli süreli iş sözleşmesinin 6. maddesine göre rekabet etmeme yükümlülüğünün sadece İç Anadolu, Akdeniz, Ege ve Güney Anadolu bölge sınırlarını kapsadığı, oysa davalının yeni işe başladığı şirketin bu hudutların dışında ve İstanbul’da bulunan bir şirket olduğu ve sözleşme ile yasaklanan coğrafi bölgenin dışında olması nedeniyle rekabet yasağının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamakla birlikte bu durumun sonuca etkili olmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.”
Yargıtay kararına konu diğer bir olayda, “… tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinin süre, yer ve konu bakımından sınırlamaları ihtiva ettiği, sözleşmede sayılan İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Adana, Trabzon, Samsun illeri her ne kadar nüfusun en yoğun olduğu iller ise de duvar kağıdı gibi bir ürünün kullanım alanının bu illerle sınırlı olmaması ve geriye oldukça geniş bir coğrafyanın kalması, ayrıca duvar kağıdı ve/veya dekorasyon ürünleri sektörü dışında kalan onlarca sektör için satış uzmanı olan davalıya sayılan iller dahil tüm Türkiye’de çalışma …
