Görüntüleme Ayarları:
Sayfa numarasını gizle

Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.

Sayfa 151

Genel Görüşme

Oturum Başkanı: Mesut Balcı (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi Başkanı): Önce daire başkanlarına söz vereceğim, görüşler doğrultusunda konuşacaklar. Şimdi avukatların vekalet aktiyle mi, hizmet aktiyle çalıştığı konusunda hocam açıklamalarda bulundu. Biz de bunu incelediğimizde Mustafa Çenberci rahmetli şöyle diyor. Diyor ki, “Siz bu delilleri değerlendirirken, tarafların gerçek iradesini ne yönde belirlediklerini bulun” diyor. “İradeleri vekalet akti midir, hizmet akti midir? Bu yönde hangisinde birleşmiştir, delillere göre bunu bulmanız gerekir” diyor. Yani tarafın iradesini arayıp bulun gibi söylüyor. İşte bu nasıl bulunur artık delillere göre tartışılır. Ücret konusunda ise iş hukukunun, sosyal güvenlik hukukunun en büyük problemi ücret. Ücretin nasıl tespit edileceği yani tanıkla mı, emsal ücret mi, imzalı bordro dikkate alınır mı, alınmaz mı? Bu çözülmesi gereken en büyük problem. Ben zamanında 2012 yılında Türkiye İstatistik Kurumu’nu aradım; “Siz boşananı, evleneni, öleni, doğanı araştırıyorsunuz. Siz, tüm Türkiye’de vatandaşın ne iş yaparken ne ücret aldığını, kıdemine göre falan araştırın. Gerekirse bir vakıf kurun, parasıyla size soralım” dedim. “Tamam” dediler, kaybolup gittiler. Bakın sene 2012 idi, sene 2018. Bu ücreti soracağımız sağlıklı bir yer yok. Çünkü kimsenin elinde bir veri yok. Herkes soruya kendine göre cevap yazıyor, elinde bir veri olmadığı halde. Bir ikincisi, davayı açan avukat , “Ben şu kadar ücret alıyordum” sözünü hiç kullanmıyor. Davalı da “Bu kadar ücret veriyordum” sözünü hiç kullanmıyor. Hakim ön inceleme duruşması yapıyor. Tarafların uzlaştığı uzlaşamadığı konuları soracak ya, o da sormuyor. Ortada ücret yok. Tanıklara da hakim soruyor, “araştırsın mı araştırmasın mı?” Önce davacı “ücretim şudur” diyecek, demiyor.

c. Ücret ve izinlerin tespiti