Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel +
pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
a. Hegel’de Özbilinç ve Tanınma
Kant evrensellik ilkesinde, kişinin gerçekleştireceği eylemin diğer tüm özneler için…
Hegel’de Tin, özbilinçtir. İnsanın özbilince nasıl ulaştığı problemine Descartes, rasyonel bakış açısı ile cevap vermiş; Kant ile rasyonel bakış deneycilikle birleşmiş ve Hegel ise Kant ile birlikte Rousseau ve Hobbes’u eleştirerek yeni bir sentez ortaya çıkarmıştır. Descartes’ın “herşeyin varlığından kuşkulanmam gerekir, kuşku duyamayacağım tek şey ise kuşku duymamdır, kuşku duymak ise bir düşünce olduğundan demek ki düşünüp düşünmediğimi düşünen bir ‘ben’ vardır”…
Kant ise dışarıda verili olanın ancak anlağın sahip olduğu a priori kategoriler ile birlikte bir nesne olarak kavranabileceğini, dolayısıyla kategoriler olmadan ne nesne düşüncesinin ne de düşünen benin olacağını savunmaktadır.…
Hegel’in özbilinç anlayışının temeli arzudur. Arzu yoluyla insan, seyirsel tavrı…
Tinin Görüngübilimi’nde ünlü 178. paragraf hatırlanmalıdır: “Özbilinç bir başkası için kendinde ve kendi için olduğunda ve olması yoluyla kendinde ve kendi içindir; eş deyişle ancak tanınan bir şey olarak vardır.”…
Hegel bilinip kabul edilme savaşının bu arka planını, Rousseau’dan temel aldığı köle-efendi…
1. Hegel ve Tanınma Uğruna Mücadele Yaklaşımı
b. Hegel’in Hobbes-Rousseau Eleştirisi ve Tanınma