Tanrıver’e göre de mahkeme en kolay ve hızlı hangi dava şartının bulunmadığını tespit edebiliyorsa önce o dava şartını incelemeli ve dava şartlarının incelenmesinde bu esas gözetilmelidir(148).…
-
Git
: -
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
B.Doktrinde İleri Sürülen Görüşler
Doktrinde Kuru, dava şartlarının incelenme sırasının, yargılamanın basit ve daha kısa bir sürede gerçekleşmesi için önemini vurgulamış ve konuyu Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 143. maddesinin 2. fıkrasıyla ilişkilendirmiştir(143).…
Alangoya, Yıldırım ve Deren Yıldırım ise bu görüşlerden tamamen ayrılan bir diğer görüşü ile özellikle bahsettiğimiz ilk görüşü eleştirmekte ve önce mahkemeye ilişkin dava şartlarının incelenmesini, yine bu durumun usûl ekonomisi ilkesiyle haklı gösterilmesini eleştirmektedir. Buna göre ilk incelenecek olan dava şartı, davanın usûlüne uygun bir dava dilekçesi ile açılıp açılmadığıdır. Bundan hemen sonra incelenecek dava şartları ise taraflara ait dava şartlarıdır. Bu görüşe göre, mahkemeye ilişkin dava şartlarının varlığı tâbii hâkim ilkesiyle ilgilidir ve bu konuda tarafların iddia ve savunmada bulunmalarına imkân verilmeden hüküm kurulması uygun değildir. Ayrıca bu durum Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu’nun 73. maddesinin de doğal bir sonucudur(149).…
Doktrinde Erişir ise yukarıda yer alan her iki görüşün de eleştirilebilir yanlarının olduğunu ve dava şartlarının incelenme sırasına ilişkin genel geçer bir belirlemenin yapılmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Yazar konuya ilişkin değerlendirmesini yaparken daha çok yukarıdaki görüşlerden de yola çıkarak mahkemeye ilişkin dava şartları ve taraf ehliyeti bağlamından hareket etmiştir. Buna göre hem görevsiz bir mahkemede açılan hem de tarafların taraf ehliyetinin bulunmadığı bir davada mahkemeye ilişkin dava şartlarının önce incelenmesi, taraf ehliyeti ile ilgili ancak görevli bir mahkemenin karar vermesi anlamına gelmektedir. Ayrıca bu durum, görev ile ilgili verilen kararın, taraf ehliyeti bulunmayan bir tarafın bu konudaki iddia ve savunmalarının dinlenmeden yani hukukî dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilmiş bir karar olma sonucunu doğurabilir. Yine taraf ehliyetinin eksik olması durumunda verilen görevsizlik kararı taraf ehliyeti eksikliği sebebiyle etkisiz bir hüküm olarak verilmiş olabilir. Eğer söz konusu sıralamada taraf ehliyetinin görevden önce incelenmesi kabul edilirse bu sefer de kamu düzeninden olan görev kurallarına rağmen görevsiz bir mahkemenin taraf ehliyeti ile ilgili bir inceleme yapma ihtimali söz konusu olur. Oysa görev kurallarına aykırılık mutlak bir bozma sebebi ve usûlî müktesep hakkın istisnasını teşkil eder. Taraf ehliyetinin görevsiz mahkemede incelenmesi tâbii
Budak ve Karaaslan ise dava şartları içinde bir önem sıralaması yapılmasına ve buna dayalı olarak incelenmesine karşı çıkmaktadır. Yazarlara göre hâkim, bir dava şartının eksikliği konusunda gerek kendi incelemesi gerek tarafların iddiaları sonucunda şüphe duyarsa önce o dava şartını incelemelidir. Bunun sonucunda eksiklik tamamlanabilir nitelikte ise süre verip tamamlatmalı, eğer bu nitelikte değil ise davayı usûlden reddetmelidir (HMK m. 115/2). Bu yöntem aynı zamanda tamamlanamayacak bir dava şartının önce incelenip diğerlerini incelemeye gerek kalmaması açısından savunulmaktadır. Öyle ki dava şartı eksikliğini tamamlamak mümkün değil ise dava usûlden reddedilir. Böylece diğer şartların incelenmesinde de bir yarar kalmaz. Hatta yazarlar bir adım daha öteye gitmiş ve mahkemenin, hem görevsiz hem yetkisiz (kesin yetki hâllerinde) olması hâlinde, görevsizlik kararı ile birlikte yetkisizlik kararı da verilebile-
Kıyak da bu hususta bir davada mahkemenin hem görevsiz hem de yetkisiz (kesin yetki durumunda) olduğunu tespit etmesi durumunda, görevsizlik kararı ile birlikte yetkisizlik kararı verilebilmesinin düşünülmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yazara göre bunun bir sebebi, kesin yetkinin de görev gibi kamu düzeninden bir dava şartı olması ve bu durumda görevsizlik kararında olduğu gibi hareket edilmesi gereğidir. Başka bir sebep de, kesin yetkide yetkili mahkemeyi belirlemenin kolaylığıdır. Zira açıkça yetkili mahkemenin belirli olduğu ve hâlihazırdaki mahkemenin yetkisiz olduğu göz önünde bulundurulduğunda usûl ekonomisi gereği görevsizlik kararı ile birlikte yetkisizlik kararı verilmesinde de engel olmadığı düşünülebilir(154)…
Doktrinde Atıcı ise dava şartlarının incelenme sırasını, şartların tamamlanabilir olup olmadığı noktasında ele almıştır. Buna göre, medenî usûl kuralları açısından bakıldığında, dava şartlarının herhangi birinde hâkimin incelemesi veya tarafların ileri sürmesiyle bir eksiklik olduğundan şüphe ediliyorsa öncelikle o dava şartı incelenmelidir. Eğer söz konusu dava şartı eksik ve bu eksiklik mahkemece süre verilerek tamamlanamıyorsa bu durumda artık diğer dava şartlarının incelenmesine gerek yoktur. Bu bağlamda yazar konuyu dava ehliyetinin tamamlanabilir bir dava şartı olması bakımından ele almış ve nihayetinde, bir dava şartının bulunmamasının diğerlerinin incelenmesini gereksiz kılıyorsa önce o dava şartının, sonrasında ise sırayla diğer dava şartlarının incelenmesi gerekliliğini ifade etmiştir. Bu kuralın dava ehliyeti bakımından da uygulanması gerektiğini ifade etmiş ve dava ehliyetinin incelenme sırasına ilişkin kesin bir belirlemenin yapılamayacağını belirtmiştir(155)…