K. 2015/2167…
-
Go to
: -
-
ᴀ⇣ Reduce font

You only have rights to document if you have Profesyonel + package.
Bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesi
T.C.…
YARGITAY…
11. HUKUK DAİRESİ…
E. 2014/16847…
T. 18.2.2015…
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı sigortalısı T... Ozalit...Ltd. Şti. tarafından…
Davalı vekili; müvekkili firmanın forwarder olduğunu ve sorumluluğunun bulunmadığını,…
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; konişmento ve taşıma senedinde…
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.…
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine dair olup, mahkemece…
YORUM…
Yargıtay bilirkişi incelemesi yapılmadan, dosyadaki ekspertiz raporuna dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığını belirtmiş ve davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararını “eksik inceleme” gerekçesiyle bozmuştur. …
İlk derece mahkemesi iki sebeple ret kararı vermiştir:…
- Davalı taşıyanın sorumlu olmadığı…
- Davacının sigorta teminatına girmeyen bir hatır ödemesi yapmış olduğu…
Yasal haleflik hakkına dayalı rücu davalarında davacı sigortacının her şeyden evvel davalının sigorta ettirene karşı sorumluluğunun gerçekleştiğini ortaya koyması gerekir. Diğer bir anlatışla, özel hukukun öngördüğü sorumluluk koşullarının mevcut olması lazımdır. …
Ancak bu yeterli değildir. Bundan başka halefliğin sigorta hukukuna ilişkin koşullarının da tamam olması gerekmektedir: Sigortacı, sigorta tazminatını ödemiş bulunmalıdır. Yasal haleflikte, bundan başka, bir de sigortacı tarafından yapılan tazminat ödemesinin, sigorta sözleşmesi gereğince yapılması lazım gelen bir ödeme niteliğini taşıması koşulu aranmaktadır. Bu son koşulun mutlaka gerekli olup olmadığı son zamanlarda tartışmaya açık hale gelmiştir. Bu koşulda ısrar edilirse, çoğu halde bunun sonucunda zarardan sorumlu kişi –sanki yapılmış olan sigorta, bu (zarardan sorumlu) kişi lehine kurulmuş bir sorumluluk sigortası imiş gibi- kazançlı çıkmaktadır: Sigorta ettiren uğradığı zarar karşılığında tazminat almış olduğu için devreden çıkmıştır ve artık zarardan sorumlu kişiden talepte bulunmayacaktır. Sigorta ettirene halef olduğu savıyla sorumlu kişiye rücu davası yöneltmiş bulunan sigortacının da istemi reddedilirse (bu arada çoğu halde zamanaşımı da dolmuş olabileceği için) sistem zarardan sorumlu kişi lehine (kendisinin sorumluluğu da sigorta edilmiş gibi) çalışmış olacaktır. Bu yön göz önünde tutulursa, yasal haleflik…
Çoğu halde sigortacılar, tazminatı öderken, sigorta ettirenden “zarardan sorumlu kişi veya kişilere yönelik tazminat alacağının sigortacıya devredildiğine” ilişkin beyan alırlar. Bu şekilde yasal haleflik koşullarının gerçekleşmemiş olmasından kaynaklanabilecek sakıncalı sonuçların (rücu davasının sigorta hukukuna özgü koşullarındaki eksiklik dolayısıyla reddinin) önüne geçilmesi hedeflenir. Eğer tazminat alacağının sigortacıya hukuksal işlemle devri söz konusu olmuşsa, artık yasal haleflik koşullarının gerçekleşmiş olup olmadığını araştırmaya lüzum kalmayacaktır. Sigortacı, bu halde zarardan sorumlu kişiye (sorumluluğun özel hukuk kurallarına göre gerçekleşmiş bulunması kaydıyla) rücu edebilecektir. …
Dava konusu olayda, davacı sigortacı haleflik hakkının hukuksal işleme dayandığı savını da dile getirmiştir. Dosyada bunu kanıtlayan delil mevcutsa, sigorta tazminatının “hatır” için ödenmiş olduğu (diğer bir anlatışla sigorta teminatına girmeyen bir ödeme yapıldığı) savunmasının zaten bir anlamı kalmayacaktır. …
Diğer yandan, olayda ilk derece mahkemesinin kararının Yargıtay kararına yansıyan bölümlerinden davalı taşıyanın sorumluluğunun gerçekleşmediği kanımızca yeterli bir açıklıkla ve inanç yaratacak biçimde belirlenebilmektedir. Burada konşimentodaki “shipper’s load, stow and count” kaydı ile, “konteynerin içinde deniz suyu belirlenmediğine ilişkin saptama” (söz konusu konteyner davalı tarafından elverişsiz bir halde yük taşımaya tahsis edildiği ve zararın da bundan kaynaklandığına ilişkin delil yokluğunda) davalı taşıyanın (taşıyan sıfatıyla dava edilen forwarder’ın) sorumlu olmadığı sonucuna götürmektedir. Bu sebeple, yeni bir bilirkişi incelemesine gerek görülmesi kanımızca şart değildir. Yüksek Mahkeme onama kararı verebilirdi. Eğer gümüş nitrat testi yapılmış ve konteyner içindeki suyun deniz suyu olmadığı kesin şekilde saptanmışsa, dava sırasında (olaydan ileri bir tarihte) yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile yeni bir bulgu elde edilmeyecektir. Kaldı ki, davacının da savını kanıtlayan delil sunmadığı (veya sunduğu delillerin savını kanıtlamadığı) anlaşılmaktadır. …