Bu bağlamda yapay zekâ çalışmaları, hukukun bir başka alanı ile kesişmiş ve fikri…
Dijitalleşme, sanatsal üretimde de farklılaşma yaratmıştır. Dijital sanat aslında…
Veriyi bir malzeme olarak kullanan ve bizi tam yüreğimizden yakalayıveren, kolektif…
Dijital sanat öncesinde bestekar, ressam, heykeltıraş gibi sanatçılar eserin hem…
Stefan Zweig’ın anılarında bahsettiği gibi, Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) patlak…
Birinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında, 1919’da ortaya çıkan Bauhaus (“evi inşa et”) akımı…
Bauhaus sanatsal emekte sınıf ayrımına, Dadaizm ise sanatın ticarileştirilmesine…
Dijital sanat küratörü Esra Özkan ile dijital sanatlar ve emek üzerine yaptığımız aşağıdaki söyleşide italik olarak yazılı bölümler Esra Özkan’ın sorularımıza verdiği cevaplardır.…
Dijital sanat nedir?…
E.Ö. : “Dijital sanat, en yalın haliyle teknolojiyi kullanarak sanat üretmenin bir yolu diyebiliriz. Nedir bu teknolojiler ve yollar? Bilgisayar, ses ve görüntü tabanlı teknolojiler, algoritmalar diyebiliriz. Her ne kadar etkileri 60’lı yıllara kadar dayansa da özellikle Türkiye’de internetin hayatımıza girdiği 1990’larda ilk örneklerini göstermeye başlamıştır. Devamında ise 2000’li yıllarda, dünyada interaktif sanat çalışmalarını da içine alarak ve teknoloji ile gün geçtikçe harmanlanarak bugüne dek gelmiştir. Dijital sanat sadece sayısal sanat olarak hayatımıza girmesinin yanı sıra bilimle de yolları kesişmektedir. Son yıllarda da biyo teknolojilerin gelişmesi ile birlikte biyo sanat alanındaki çalışmaların da yine dijital sanatların içinde farklı örneklerini de görüyoruz. Dijital sanatlar yeni medya, algoritmik sanatlar, GIF, istatiksel sanat, yapay zekâ, piksel sanatı, artırılmış gerçeklik, yazılım sanatı, internet ve ağ sanatı, sanal gerçeklik, bio sanat ve daha fazla alanı kapsıyor.”…
Yapay zekâ sistemlerinin dijital sanattaki yeri, sanatçının emeğine nasıl bir dönüşüme yol açtı?…
E.Ö.: “Dijital sanatta kadar gelmeden önce Rönesans’tan bu günümüze gelen usta çırak ilişkisinden bahsetmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi hey
Gel zaman git zaman, dijital sanatlarda üreten bir küratör olmaya karar verdim ve bu yolda ilerledim. Sanatçılarla, mühendislerle yakından çalışmaya başlayınca makine öğrenmesinin aslında tam da benim üniversite yıllarında yaptıklarımı yaptığını gördüm. Aramızda tek fark vardı. O enerjiyi prizden alarak yardımcı oluyordu bense manuel olarak ellerimden alıyordum. Sanatçının emeği düşünsel olarak hala aynıydı ama hız ve teknik olarak farklılaşmıştı artık. Öyle ya makine benim yapamadıklarımı hızlıca yapıyordu veya bir formül bulunuyordu. Her ne kadar emeğin şekli değişse de fikri, düşünceyi anlatmanın önemli olduğu bir dönemdeyiz. Dolasıyla düşünce eylemini sanatçı yaptığı sürece bence asistanların görünümleri değişebilir.…
Ama tabi sergi açılışında asistanından yardım aldığını açıklamayan sanatçılar gibi, yapılan iş ne olursa olsun asistanın ismi yani algoritmanın, verilerinin, teknolojinin gizlenmemesi gerekiyor.”…
Dijital sanatla birlikte görünen sanatçının emeği yanında görünmeyen emek de arttı. Bunu temel haklar açısından bir küratör gözü ile nasıl değerlendiriyorsunuz?…
