Karar tarihi: 02.06.2014 …
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
Sigorta poliçesindeki “dain-i mürtehin” kaydının anlamı ve sonucu
17. Hukuk Dairesi…
Esas No.: 2014/3928 …
Karar No.: 2014/8795 …
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı…
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, park halinde iken…
Davalı vekili, aracın poliçe tanziminden önce kaza yapmış ve pert olduğunu, davacının…
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen…
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.…
6762 sayılı TTK.nun 1269. maddesi (6102 sayılı TTK’nun 1453. maddesi) uyarınca malı…
Davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve…
Dava konusu olayda, dain mürtehin banka, 07/02/2014 tarihli yazısında, davacıdan…
2-Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik…
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının…
YORUM…
Yargıtay poliçedeki “dain-i mürtehin” (rehin alacaklısı) kaydına çok güçlü bir anlam yüklemekte ve sigorta parası üzerinde poliçede “dain-i mürtehin” olduğu belirtilen kişinin mutlak biçimde yetki sahibi olduğunu kabul etmektedir. …
Kararda Yüksek Mahkeme sigorta poliçesinde bir bankanın “dain-i mürtehin” olarak belirtilmesini artık bütün iplerin bu dain-i mürtehinin elinde olması bakımından yeterli görmüştür: Dain-i mürtehin araç üzerinde çıkar sahibi sayılacak ve sigorta tazminatını isteyebilecektir. Sigorta ettirenin (araç sahibinin) sigorta tazminatını talep etmesi ise dain-i mürtehinin “onayına” bağlı olacaktır. …
17. HD’sinin bu değerlendirmelerine hiçbir şekilde katılmıyoruz. Çünkü: …
- Poliçede yer alan kayıt “kurucu” değil (eğer gerçekten sigorta konusu araç üzerinde rehin varsa) ancak “açıklayıcı” olabilir.…
- Diğer bir anlatışla, bir kişi sigorta poliçesinde dain-i mürtehin olarak belirtildiği için, o sigorta poliçesinin ilişkin bulunduğu motorlu araç üzerinde rehin hakkı sahibi ve dolayısıyla çıkar sahibi sayılacak değildir. Tersine, sigorta konusu araç üzerinde usulüne uygun şekilde rehin hakkını kazanmışsa, bu hakkı dolayısıyla çıkar sahibi sayılacak ve TTK 1456(1) uyarınca onun rehin hakkı sigorta tazminatını da kapsayacaktır. - Öte yandan, her çıkar sahibi sigorta üzerinde hak ileri süremez. Sigorta tazminatı üzerinde hak kazanmak için buna olanak veren bir sebep mevcut olmalıdır. Sigorta çıkar sahibinin çıkarını korumak için yaptırılmışsa veya kanun çıkar sahibine (TTK 1456(1)’de olduğu gibi) başka bir çıkarı korumak amacıyla yapılan sigorta uyarınca ödenecek tazminat üzerinde hak tanımakta ise, çıkar sahibi o sigortadan yararlanabilecektir. …
- TTK 1456(1) bir mal üzerindeki malik çıkarı sigorta ettirildiğinde, eğer o mal üzerinde sınırlı ayni hak varsa “sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceğini” öngörmektedir.…
- Sigorta konusu motorlu araç üzerinde (bir sınırlı ayni hak olan) rehin hakkının nasıl kurulacağına ilişkin temel kural Medeni Kanun m.940 fk.2’de yer almaktadır. Buna göre “Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar tüzükle belirlenir”. …
- Öte yandan 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu hükümlerinin de dikkate alınması lazımdır. …
- Sigorta poliçesi üzerindeki “dain-i mürtehin” kaydı, poliçe sigortacı tarafından düzenlendiği için, sigortacının yazdığı bir kayıttır. Bunun –yukarıda da belirttiğimiz gibi- kurucu hiçbir işlev yerine getirmeyeceği açıktır. Sigorta konusu malvarlığı unsuru (değer) üzerinde gerçekten rehin hakkının var olup olmadığı, rehin hukukunu düzenleyen kurallara (rehnin kayıtlı olması gereken sicillere) bakılarak belirlenmelidir. …
- Rehin hakkının var olduğunun (ve şeklen de olsa üzerinde kurulu bulunduğu malı kayıtlamaya devam ettiğinin) saptanması da tek başına sigorta tazminatının rehin hakkı sahibine (dain-i mürtehine) ödenmesine yetmeyecektir. Bundan başka kanımızca rehnin paraya çevrilip, hasılatın alacaklıya verilmesini gerektiren koşulların da gerçekleşmiş bulunması lazımdır. - Kaldı ki, sigorta ettirenin sigorta tazminatının ödenmesini sağlamak üzere yargıya başvurmasına engel getirilmesi ve davanın dain-i mürtehin’in onayı koşuluna bağlanması da uygun bir çözüm değildir. …
- Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, Yargıtay’ın dain-i mürtehinin hukuksal konumuna ilişkin olarak benimsediği ilkelerin geçerli sayılamayacağı kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Ancak Yüksek Mahkeme’nin dava konusu olayda dain-i mürtehin’in (bankanın) iki sene önceki yazısında “alacağın kalmadığı” yolunda beyanda bulunmuş olmasını dikkate alarak daha sonra davaya onay vermemesinin çelişkili işlem olduğunu benimseme yolunda adım atmasını yerinde bulmaktayız. …
