1. Borçlunun mallarının, hacizden veya iflastan önce, alacaklılarından mal kaçırmak için yapmış olduğu bağışlamalar ile şüpheli ivazsız tasarrufların iptal ettirilebilmesi için alacaklılara tanınan davaya “tasarrufun iptali davası”…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SONUÇ
İcra ve İflas Hukukunda ivazsız tasarrufların iptali davası konulu çalışmamızda ulaştığımız…
2. Alacaklıların korunması için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda borçlu tarafından gerçekleştirilen tasarrufların çeşitli sebeplerle iptali yoluna gidilebileceği öngörülmüştür. Tasarrufun iptali sebepleri, İcra ve İflas Kanunu’nda 278 ilâ 280 hükümleri arasında düzenlenmektedir. Kanun koyucu İcra ve İflas Kanunu m. 278 hükmünde, alacaklılarından mal kaçırmak isteyen borçlunun hacizden veya iflastan önce yaptığı “bağışlamalar”…
3. İsviçre Hukukunda, borçlu, hacizden veya iflas kararı verilmesinden önceki belirli bir dönemde (şüpheli dönem olarak adlandırılır) malvarlığını azaltan bir tasarrufta bulunursa, alacaklılar tarafından İsviçre Federal İcra ve İflas Kanunu Art. 285 uyarınca tasarrufun iptali davasına başvurabilir. İsviçre Federal İcra ve İflas Kanunu’nun 285’inci maddesi uyarınca alacaklılar tarafından açılan tasarrufun iptali davası hem icra takiplerinde hem de iflas veya borç yeniden yapılandırma (Konkordato; Nachlassverfahren)…
4. Türk İcra ve İflas Kanunu 1929 yılında İsviçre Federal İcra ve İflas Kanunu’ndan uyarlanmıştır. Bu sebeple, İsviçre Federal İcra ve İflas Kanunu’nun hükümleri, Türk İflas Hukukunun esasını teşkil etmesi bakımından önem arz etmektedir. Hâlihazırda, tasarrufun iptali davalarına
5. Bir tasarruf işleminin İcra ve İflas Kanunu m. 277 vd. uyarınca batıl sayılıp…
6. Türk Hukukunda gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında muvazaalı…
(i) Muvazaalı işlemlere karşı tasarrufun iptali davası açılamayacağını ileri…
(ii) Muvazaalı işlemlere karşı tasarrufun iptali davası açılabileceği şeklindeki görüşe göre, borçlu ile üçüncü kişiler arasında gerçekleşen tasarruf işlemlerinin muvazaalı olması durumunda, alacaklının muvazaanın mevcudiyetini ispat etmesi oldukça güç olacağından İİK m. 277 vd. uyarınca tasarrufun iptali davası açılabilmesi mümkündür. Oysaki, alacaklısına alacağını ödemeyen borçlu ile üçüncü kişi arasında İİK m. 278/f. 3, b. 1’de öngörülen şekilde altsoy (füruu) veya evlatlık ilişkisi mevcutsa, alacaklı tarafından sadece kanunda belirtilen kişiler (İİK m. 278/f. 3, b. 1) arasında muvazaalı işlemin (TBK m. 19) yapıldığı ispatlanarak tasarrufun iptalini sağlanabilir. Dolayısıyla alacaklı, borçlunun gerçekleştirdiği mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemlerini ispat edebilmek için tanık deliline dayanmaksızın İİK m. 278-280’de öngörülen iptal sebeplerinin mevcudiyetini ispatlayarak alacağını elde etmiş olur. Buna karşılık, muvazaalı işlemler aleyhine tasarrufun iptali davası açılamayacağı kabul edilirse, muvazaanın ispatı zor olduğundan borçlu karşısında alacağını
Yargıtay yakın zamanda verdiği kararlarda borçlunun gerek geçerli hukuki işlemlerine…
7. İcra ve İflas Kanunu m. 277-284’te öngörülen tasarrufun iptali davası bakımından alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan inançlı işlemlerin özel bir önemi mevcuttur. Zira, alacaklıların takibiyle karşı karşıya kalan, alacaklıları cebri icra yoluna müracaat ettiğinde haczi kabil herhangi bir malın olmasını istemeyen kötüniyetli borçlular inançlı işlem gerçekleştirerek bu amaçlara erişmeyi arzu edebilirler. Bu sebeple, inançlı işlemler, borçlunun malvarlığındaki bir unsuru alacaklının takip imkanından çıkartmak için başvurduğu bir yol olabilecektir. Dolayısıyla, borçlu olan kimseler, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla, mallarını güvendikleri bir kişiye inançlı bir işlemler devrederler; tehlike geçtikten sonraysa devralan kimse inanç anlaşması uyarınca devraldığı malları tekrardan inanana geri iade edecektir. İnanç anlaşmasına dayanan tasarruf işlemi ile inanç konusu malvarlığı değeri (menkul, gayrimenkul, mal, hak veya alacak) devredildiğinde tasarruf işlemini yapan inananın mamelekinde eksilme, lehine tasarruf işlemi yapılan inanılan üçüncü kişinin malvarlığında ise artma meydana geleceği için; borçlunun gerçekleştirdiği inançlı tasarruf işlemi ile inanç konusunu üçüncü kişiye devretmesi durumunda inanan sıfatına sahip olan borçlunun alacaklıları, inanç konusu eşyadan alacağını tahsil etmek için borçluya ve borçlunun lehine inançlı tasarruf işlemi gerçekleştirdiği inanılan üçüncü kişiye karşı tasarrufun iptali davası açabilir. 8. İnançlı işlemlerin İİK m. 278’de düzenlenen ivazsız tasarrufların iptali…
9. İcra ve İflas Kanunu m. 277- m. 284 (SchKG Art. 285 ff) hükmünde düzenlenen tasarrufun iptali davası ile istihkak davası (İİK m. 97, İİK m. 99 ve İİK m. 228) farklı davalardır. Tasarrufun iptali davası istihkak davasından farklı bir dava olduğu için lehine borçlu tarafından tasarruf işlemi gerçekleştirilen üçüncü kişinin istihkak davasını kazanmış olması alacaklı tarafından üçüncü kişi aleyhine tasarrufun iptali davası açılmasına engel teşkil etmez. Ayrıca, alacaklı ister istihkak davasında temlikin üçüncü kişiye gerçekleşmediğini ispat etmek suretiyle isterse de İİK m. 277-284’te öngörülen tasarrufun iptali davasının unsurlarının mevcudiyeti sebebiyle bahse konu olan tasarruf işleminin iptalini dava edebilecektir. Zira gerek tasarrufun iptali davası gerekse de istihkak davasının amacı aynıdır. Her iki kurum da borçlunun alacaklıları zarara uğratmaya yönelik eylemlerine engel olma amacına hizmet etmektedir. Bu sebeple, alacaklı şartları gerçekleştiği takdirde, bu iki kurumdan birine müracaat edebilir. Borçlunun ile üçüncü bir kişi arasında gerçekleştirilen tasarruf işleminin İİK m.…
