(1) Yargıtay 19. HD’nin 2013/18244 E. 2014/1481 K. sayılı ve 20.01.2014 tarihli…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült

Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü
Yayın tarihi: Aralık 2024
Sempozyumu tarihi: 22.12.2023
Sayfa: 189 - 193
Ahmet Battal
Editör:Halil Mervan Murat, Barış Yasin Özelci, Ülkü Ay Kaplan, İbrahim Bektaş
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
2. TMK 2’nin Uygulanmış Olduğu Kararlar
Yargıtay’ın az sayıda kararında, konu TMK 2 yönünden de ele alınmıştır. …
“... Davalının, daha önce ortağı bulunduğu dava dışı ...Ltd. Şti. ile davacı banka arasında imzalanan süresiz Genel Kredi Sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, henüz kredi kullandırılmadan davacı bankaya hitaben yazdığı 16.10.2009 tarihli dilekçesi ile anılan şirket ortaklığından ayrıldığını ve bu nedenle şirketin nezdinde bulunan hesaplarla ilgili kefaletten feragat ettiğini bildirdiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. ...Taraflar arasındaki uyuşmazlık kefil olan davalının geçerli bir kefalet sözleşmesi kurulduktan sonra tek başına kefaletten vazgeçtiğini bildirmesinin ke
Bu karara konu olayda -ve benzer olaylarda- bankanın ortağın kefaletini alma sebebi…
(2) Yargıtay HGK’nın 2017/893 E., 2021/1499 K. sayılı ve 25.11.2021 tarihli kararına konu olayda davacı kefil dava dışı şirketle davalı banka arasında imzalanan GKS uyarınca teminat amacıyla düzenlenen bonoya kefil olmuş, 18.2.2011’de bankaya karşı kefaletten rücu iradesini ortaya koymuş ve bankanın bildirdiği zirai kredi borcunun tamamını ödemiş ancak banka aynı gün dava dışı şirkete yeni zirai kredi kullandırmış ve daha sonra da ödenmediği gerekçesiyle bonoyu takibe koymuştur. Davacı davasında bononun teminat bonosu olduğunu ve kredi borcunun kefilce ödeme ile kapatılması suretiyle kefaletin de bitmesi sebebiyle bonoya dayalı takibin haksız olduğunu iddia etmiş, mahkeme 6098 sayılı TBK’nın 598 ve 599. maddeleri ile 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesine dayanarak davayı kabul etmiş, 19. HD bononun temi-
“33. Ayrıca, 75.825TL borcun kapatılmasından sonra ipoteğin fek edileceğini bildirip, davacının 22.09.2011 tarihinde dava dışı şirket adına söz konusu borcu saat 10:57’de kapatmasından sonra yine aynı gün saat 17:18’de dava dışı şirkete yeniden kredi kullandırıp, yeni kredi borçlarından dolayı davacıyı ilk kredinin teminatı olarak verilen bono nedeniyle sorumlu tutmasının da iyiniyet prensipleri ile bağdaşmayacağı, 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesine aykırı olacağı açıktır.…
34. Önemle vurgulamak gerekir ki, bononun düzenlendiği tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK’nın 492. maddesi gereğince asıl borç herhangi bir sebeple sakıt olduğunda, kefil de ber’î olacağından davacının dava konusu bono nedeniyle menfi tespit isteminin yerinde olduğu açıktır. Zira asıl borç yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ödeme ile sona ermiştir.…
35. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından dava konusu bononun kredi sözleşmesinin teminatı olarak davalı bankaya verildiği konusunda çoğunluk görüşüne katılmakla birlikte, taraflar arasındaki genel ticarî kredi sözleşmesinde davacının vermiş olduğu teminat hâlen devam ettiğinden ödeme tarihi olan 22.09.2011’den hesabın kat edildiği 25.01.2012 tarihine kadar olan borç miktarının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının belirtilen bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.”…
Karara göre HGK’nın çoğunluğu cari hesabın sıfırlanmasının kefaletten rücu beyanı…
Bu HGK kararındaki memnuniyet verici yaklaşımın giderek genelleştiğini görmekteyiz.…
(3) Nitekim İstanbul BAM 14. HD’nin 2018/2009 E. 2020/597 K. sayılı kararı…
“Taraflar arasında akdedilen sözleşme, genel hükümlere göre düzenlenmiş ticari nitelikte ve süresiz bir sözleşmedir. Başka bir ifadeyle borç sı
Bu BAM kararında, yukarıda IV.1.A’da yer verdiğimiz ve eleştirdiğimiz 23.10.2002…
Bununla birlikte aksi yönde kararlara da rastlanmaktadır.…
(4) İstanbul 12. ATM’nin 2015/559 E. 2019/522 K. sayılı kararı şu şekildedir: “(Kefil) mali durumu ile ilgili bir sebep belirtmemiş, kefaletten dönme sebebini mali durumundaki değişikliğe dayandırmamıştır. Kanunun bu hükmü karşısında davalı bankanın TBK 598 e göre 10 yıllık süre içerisinde dönmeye muvafakat etmemesi de dikkate alınarak, davacı tarafın tek taraflı kefaletten dönme beyanının geçersiz olduğu kanaatine varılmış olup …”…
(5) İstanbul 11. ATM’nin 2021/496 E. 2022/995 K. sayılı kararı da şöyledir:…
“TBK’nın 599/1. Maddesinde sayılan kefaletten dönme sebeplerinin gerçekleştiği yolunda da herhangi bir iddia ve ispat bulunmamaktadır. Anılan Kanun maddesinde kredi borçlusu şirketin hissesinin devredilmesi kefaletten dönme sebepleri arasında sayılmamıştır. Bu haliyle davalının kefaletten dönme beyanı geçerli olmayıp kefalet akdi devam etmekte olduğundan kefili olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumludur.”…