KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 1069 - 1221
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a, 29, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.06.2019 tarihli ve 298-288 sayılı resen istinafa tabi olan hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince 06.11.2019 tarih ve 4234-2511 sayı ile; eksik araştırma ve usul hükümlerine aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda 26.10.2020 tarih ve 415-270 sayı ile; suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 82/1-a, 29, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiştir. Hükmün suça sürüklenen çocuk ve katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan inceleme sonunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/2. maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına, suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 82/1-a, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 23 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba hükmedilmiştir.
Hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 02.02.2022 tarih ve 11176-773 sayı ile; "(…) Suça sürüklenen çocuk ...'ın, maktul ...'in babasının öldürüldüğü dosya da yargılanması nedeniyle, tevettür altında hareket ettiği ve maktul ...'in yargılandığı davanın sonuçlanmamasıyla birlikte, maktul ...'in suça sürüklenen çocuk ...'ın babası ...'nin öldürülmesi olayına ilişkin masum olduğunu gösterir kesinleşmiş bir beraat kararının bulunmadığı ve aralarında süregelen husumetin varlığı göz önünde bulundurulduğunda; suça sürüklenen çocuk ... hakkında TCK'nın 29. maddesi uyarınca asgari düzeyde indirim yapılarak ceza tayini yerine, yazılı şekilde haksız tahrik hükümleri uygulanmayarak hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Daire Üyeleri ... ve ...; olayda haksız tahrik bulunmadığı, bu nedenle hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ise 25.05.2022 tarih ve 1069-1221 sayı ile; "(…) Suça sürüklenen çocuğun ailesi ile maktulün ailesi arasında süregelen bir husumetin varlığının haksız tahrik hükmünün uygulanmasını gerektirir bir neden olmaması, maktulün suça sürüklenen çocuğun babasının öldürülmesi olayına karıştığına ve suça sürüklenen çocuğun babasını öldüren oğlunu azmettirdiğine ilişkin somut bir delilin bulunmaması, bu konudaki iddianın soyut iddiadan ibaret olması, maktulün, olay öncesinde suça sürüklenen çocuk hakkında ‘Babası öldü sıra ...'a gelecek.’ dediğine dair iddianın kahvehanede konuşulan dedikodudan ibaret olması, tanık ...'nin soruşturma aşamasında bu iddia ile ilgili beyanının olmaması, maktulün suça sürüklenen çocuğa yönelik olarak doğrudan tehditte bulunduğuna dair somut bir delil bulunmaması ve suça sürüklenen çocuğun haksız tahrik koşullarında hataya düştüğünün kabulüne ilişkin koşulların gerçekleşmemesi karşısında, somut olayda; suça sürüklenen çocuk ... lehine haksız tahrik koşullarının gerçekleşmediği," gerekçesiyle bozmaya direnerek suça sürüklenen çocuğun 26.05.2021 tarihli hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.
Hükmün suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2022 tarihli ve 108296 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.11.2022 tarih, 8760-9449 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIK KONUSU
Suça sürüklenen çocuğun suçunun sübutu ile suç niteliğine ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Yargıtay 1. Ceza Dairesi çoğunluğu ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) Sistemi vasıtasıyla yapılan incelemeden; Mersin 2. Çocuk Mahkemesinin 14.02.2018 tarihli ve 3-64 sayılı kararıyla, suça sürüklenen çocuk ...’nın, 03.11.2016 tarihinde maktulün oğlu ...’i silahla yaralama suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 22.02.2018 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği;
Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli ve 476-266 sayılı kararı ile; maktulün oğlu ...’in, suça sürüklenen çocuğun babası ...’yı kasten öldürme suçundan 25 yıl hapis cezasına mahkûm edildiği, hükmün Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.04.2021 tarihinde onanarak kesinleştiği,
Maktul ... hakkında suça sürüklenen çocuğun babası ...’ya yönelik tasarlayarak öldürme suçuna azmettirmeden kamu davası açıldığı, Mersin 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.07.2017 tarihli ve 511 sorgu numaralı kararı ile; müsnet suçun vasıf ve mahiyeti ile kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması gerekçe gösterilerek adı geçenin tutuklanmasına karar verildiği, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 22.02.2018 tarihli ilk celsesinde, suç vasfının lehine değişme ihtimalinin bulunması ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliyesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda ise 17.05.2017 tarihinde öldüğünden bahisle düşme kararı verildiği, bu kararın 11.06.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmaktadır.
Katılanlar ..., ..., ... ve ... mahkemede; maktulün yakınları olduklarını, olayı görmediklerini, suça sürüklenen çocuktan şikâyetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini,
Tanık ... mahkemede; suça sürüklenen çocuk ve maktul ile aynı mahallede ikamet ettiğini, her ikisini de tanıdığını, ...’ın babası ... öldürüldükten sonra tutuklanan maktul ...’in tahliye olunca kahvehanede laf arasında konuşulurken "Sıra ...'a da gelecek!" diye bir söz söylendiğini ama dedikodu şeklindeki bu sözü ...’ten duymadığı gibi ...'a da böyle bir şey söylemediğini, konuşmanın geçtiği sırada ... ve ...’in ortamda bulunduklarını, ...’nın .in yakını olduğunu,
Tanık ... mahkemede; ...’nde ... Kıraathanesini işlettiğini, maktul ... ile tanık ...’yi tanıdığını, suça sürüklenen çocuk ...’ı kahvehaneye gelmediği için tanımadığını, ...'ın babasının ölümünden sonra maktul ...’in tahliye olduğunu, kahvehanede arkadaşları ile birlikte otururken maktul ...’in masasına çay vermeye gittiği sırada ...’in "Babası öldü, sıra kendine gelecek!" dediğini işittiğini, söze hiç karışmadan çayları verip masadan çekildiğini,
Tanık ... mahkemede; suça sürüklenen çocuğu ve maktulu uzaktan akraba olmaları ve aynı mahallede ikamet etmeleri nedeniyle tanıdığını, ...’ın babası ...'nin öldürülmesinden sonra ...'teki kahvehaneye gittiğinde konuşmalar sırasında "... öldü, ... da ölecek!" şeklinde konuşmalar işittiğini, ancak kimin nasıl yapacağı konusunda bir şey duymadığını, yine bunları maktulün yakınlarından da işitmediğini,
Tanık ... kollukta; suça sürüklenen çocuk ...’ın halası olduğunu, babasının öldürülmesinden sonra ...’ın annesi ile bir tartışma yaşadığını ve annesinin yanından ayrılarak yanlarında yaşamaya başladığını, ...’ın iyice içine kapandığını, cuma günleri babasının mezarını ziyaret ettiğini, kısa bir süre işte çalıştığını, ancak yaşanan bir tartışma sonucu buradan da ayrıldığını, ...’ın ölen babasından kalan bir tabancayı kendisini korumak için taşıdığını bildiğini,
İfade etmişlerdir.
Suça sürüklenen çocuk aşamalarda benzer şekilde; olay tarihinden önce babası ... ile birlikte araç kiralama işi yaptıklarını, akrabaları ... ...’nın kendilerinden araç kiraladığını ancak arabayı sözleşilen saatte teslim etmediğini, bu nedenle babası ile ...’in tartıştıklarını, tartışmaya ...’in yanındaki arkadaşı ... ...’in de dâhil olduğunu, kavga sırasında ...’ı bıçakla yaraladığını, 16 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildiğini, 30.000 TL kan parası karşılığında ailelerinin anlaştıklarını, fakat bu anlaşmaya rağmen eve giderken silahlı saldırıya uğradığını, saldırıyı yapan şahsın "...’ın selamı var." dediği için bu olayı ...’ın yaptırdığını bildiğini, yine bir defasında iş yerlerinin kurşunlandığını, bunu da ...’ın yaptırdığını öğrendiklerini, bu olayların polise intikal ettiğini, akrabaları ... ... aracılığıyla ...’a haber göndererek barış sağlanmasına karşın neden böyle davrandığını sordurduklarını, ...’ın da "Anlaştık ama benim kanım aktı, bir de araba vermeniz lazım." şeklinde haber gönderdiğini, babası ...’nin bu teklifi kabul etmediğini, bu olaydan bir süre sonra babasıyla iş yerlerinin önünde bulundukları sırada ...’ın ateş ederek babası ...’yi öldürdüğünü, kendisinin ise eğilmesi sayesinde yara almadan kurtulduğunu, ... ve babası ...’in bu olay nedeniyle tutuklandıklarını, Mersin Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan yargılamanın ilk celsesinde ...’in tahliye edildiğini, tahliye olunca ...’in "Eğer şikâyetlerini geri çekmezlerse ...'yu da öldüreceğiz." diye sağda solda konuştuğunu işittiğini, bunu ...’tan duyduğunu, ona da bunları ...’nin söylediğini, yine mahalleden tanıdığı ...’un da aynı şeyi ifade ettiğini, tedirgin olduğunu, yanlarında kaldığı halalarına durumu söylediğini, halalarının da evden dışarı çıkmasına müsaade etmemeye başladıklarını, haftada sadece bir kere dışarı çıkabildiğini, olay günü cezaevinde bulunan akrabaları ...'u ziyaret etmek ve hesabına para yatırmak için cezaevine gittiğini, ...'in tehditlerinden korktuğu için babasına ait tabancayı yanına aldığını, kayıt yaptırma yerinde ...'i görünce ne olur ne olmaz diye geriye çekildiğini, dışarıda onun işlemini bitirmesini beklediğini, ağaçların altında beklerken 50 yaşlarında bir şahsın yanına geldiğini, "Ne bekliyorsun?" diye sorunca şüphelendiğini, şahıs kolundan tutunca tedirgin olduğunu ama kendisiyle birlikte ziyaretçi giriş bölümüne kadar gittiğini, ... dönüp kendisine sert şekilde bakınca yanındaki şahsın ...'in adamı olacağı düşüncesiyle korktuğunu, belindeki tabancayı çıkartıp korkutmak amacıyla maktulün ayaklarına doğru sıktığını, ancak maktul eğilince mermilerin koluna veya başka bir yerine isabet ettiğini, maktulü kasten veya tasarlayarak öldürmediğini savunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. İlgili Mevzuat Ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
TCK'nın 29. maddesinde de haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
Suça sürüklenen çocuk ...'nın, babası ... ile birlikte araba kiralama işiyle iştigal ettiği, kiralanan bir aracın zamanında teslim edilmesi nedeniyle çıkan tartışma sırasında ...’ın maktul ...’in oğlu ... ...’i bıçakla yaraladığı, ...’ın ailesinin ...’ın ailesine bir miktar para vermesi üzerine ...’ın şikâyetinden vazgeçtiği, 16 gün tutuklu kalan ...’ın tahliye olduğu, aileler arasında bu şekilde bir süre yatışan husumetin yeniden şiddetlenmesiyle ... ...’in 08.07.2017 tarihinde suça sürüklenen çocuk ...’ın babası ...’yı tabancayla ateş ederek öldürdüğü, bu olay nedeniyle ...’ın babası maktul ... hakkında da tasarlayarak öldürme suçuna azmettirme iddiasıyla kamu davası açıldığı, maktulün kuvvetli suç şüphesi gerekçe gösterilerek tutuklandığı ve 7 ay sonra tahliyesine karar verildiği, tahliye olduktan sonra maktulün suça sürüklenen çocuğun mahallesinde bulunan kahvehaneye giderek "Babası öldü, sıra kendisine gelecek!" şeklinde sözler sarf ettiğinin kahvehaneyi işleten tanık ... tarafından ifade edildiği, tahliye olan maktulün olay günü aynı olay nedeniyle tutuklu bulunan oğlu ...’ı cezaevinde ziyarete gittiği, suça sürüklenen çocuk ...’ın ise cezaevi bahçesinde gelmesini beklediği maktul ...’i tabancayla iki el ateş ederek öldürdüğü kabul edilen olayda;
Maktulün, suça sürüklenen çocuğun babasının olaydan yaklaşık 10 ay önce öldürülmesi suçuna azmettirme suretiyle iştirak ettiği iddiasıyla yargılanması, bu suçu işlediğine yönelik kuvvetli suç şüphesi nedeniyle 7 ay kadar tutuklu kalması, tahliye olduktan sonra da suça sürüklenen çocuğun tanıdıklarının da olduğu kahvehanede "Babası öldü, sıra kendisine gelecek!" şeklinde tehdit içeren sözler sarf etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuğun eylemini maktulden kaynaklanan, kendisi ve ailesine yönelen bu haksız söz ve eylemlerin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında gerçekleştirdiği ve hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince verilen hükmün; suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince verilen 25.05.2022 tarihli ve 1069-1221 sayılı hükmün; suça sürüklenen çocuk hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca yeniden incelenmesi ve hüküm verilmesi için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde müzakerede oy birliğiyle karar verildi.